23 Haziran 2009 Salı

ellerim bak boş kaldı

yaldızlı hayatların yalnızlıkla dolu olduğu kadar boş aslında içimiz. bir içimlik hayatta ne yapsak boşa zaten. söylenenin aksine dolu atıp boş tutuyoruz çoğu zaman.
yaşadığımız koca uzay "boş"luğunun içinde "dolu" hayatlar yaşamak çabasındayız hep. ne kadar ironik!
bardağın dolu tarafının da aslında ne kadar boş olduğunu, daha doğrusu dolu ya da boş olmasının hiç bi anlam ifade etmediğini anlayamayacak kadar dolu beynimizin içi.. boş şeylerle...
beynimizi doldurmak, kalbimizi doldurmak, midemizi doldurmak.. bu üçlü yeterli çoğu zaman bi insana. hayatın "dolu" gelmesi için. (bi de boşaltma kısmı var ama.. öhöm.. şey.. yani.. neyse.. konumuz o değil.)
ne diyoduk.. hah işte insanoğlu doğar, büyür.. doyar, acıkır.. dolar, boşalır.. ölür, unutulur gider. bu hikaye de burda biter!

04 Haziran 2009 Perşembe

ölü b(a)lök

o kadar zaman geçmiş ki aradan.. hayalet kasaba gibi olmuş buralar. aslında o kadar da değil. yolunu kaybedip bloga giren bi-iki kişi var sanırım en son baktığımdan beri. daha önce de fazlası girmiyodu zaten.. çok bi kaybımız yok.
bi ara sen de düşündün ama di mi "ölmüş olm bu blog. hiç yeni yazı yok bak." diye. naabaydım ya. "Yazarım Sayın hcagri gurbette olduğundan bu hafta köşesini yayınlayamıyoruz. Eski yazıları da yayınlamıyoruz tekrar. Duruyo zaten orda gidin okuyun istiyosanız." diye mesaj mı yazcaz illa. ara verdim buraya da işte. herşeye olduğu gibi.
hakikaten herşeye ara vermişim. her yer farklı herkes farklı.. rüya gibi bi hayat. ama bazen düşünüyorum. hayat dediğin böyle olmalı sanki. gerçek hangisi.. nerdeyken uyuyorum anlayamıyorum. zaten rüya gibi yaşamak değil mi hepimizin rüyası. neden onca çabamız o zaman. hayalleri geciktirmekten başka neye yarıyor bu açgözlülüğümüz.
Neyse neyse.
hayaaat güzel. herşey güzel. sen güzelsin güzelsiiiiyn..

09 Mart 2009 Pazartesi

hava nasıl aralarda

paralar paralar, açılmasın aralar.. evet para iyi bişey olduğuna göre burdan çıkan sonuç ara kötü bişeydir sayın okuyucu. e öyledir öyle olmasına da ben neden her zaman, her yerde arada kalmaya mahkumum o zaman. "allahım neydi günahım" diyesim geliyor. biri çıkıp karşıma birer birer sayar diye korkuyorum, diyemiyorum. taraf olmayı sevmiyorum belki ama arada kalmayı da sevmiyorum yahu. yok mu başka bi alternatif? bi "ara"sı olmalı bunun. her zaman arada kalınmaz ki! e düşününce bunun olması için de tarafların yaklaşması lazım biraz. kimse yanaşmıyor ki bana doğru. fedakarlık deyince, ben hiç yapmıyorum, hep onlar yapıyor ama yine arada olan benim. yine her tarafa uzaktayım. nasıl oluyorsa..
aranıyorum sanırım biraz.

aşkın halleri

dil nedir? insanın derdini anlatacak kadar bilmesi gereken bişeydir di mi.. tabi öyledir. insanın en büyük derdi nedir pekiy. hı? hayatla arkadaşım herkesin derdi. sevinince ondan biliyoz üzülünce ondan biliyoz. küfredince ona ediyoz sonra duruyoz güzelsin diyoruz. garip mahlukatız vesselam. e o zaman bu dille hayatı anlatabilmemiz lazım mantık olarak. ama var mı öyle bişiy. tabi ki hayır. hayatı kelimelerle ifade edebilmeye yaklaşan insanlara kendi aramızda şair, yazar hatta daha ileri gidenlere filozof diyoruz. e bu hayatta bizi en çok etkileyen, yeri gelince hayatımızın amacı olan, yeri gelmeyince bi şekilde getirtilen aşk değil midir? öylesi ya da böylesi aşktır işte. o zaman dilin de aşka uygun olması gerek. ama hayat ne kadar anlatılması zorsa aşk daha da imkansıza yakınsar bi durumda olmaktan çekinmiyor. dil hernekadar aşkı anlatmaya yetmese de yer yer birebir örtüşüyor aslında sanki biraz galiba bence.
geçenlerde saçma sapan düşüncelere dalmışken yine fark ettim ki bu ismin hallerinin bizim ilkokulda öğrendikten sonra isimleri değişmişti. biz bi yalın halini bilirdik o zamanlar. sonrası -e hali, -de hali vs. bunlara isim koydular bi de sonradan. belirtme hali, yönelme hali, bulunma hali, ayrılma hali diye. baktım ki sıradan gidildiği vakit bir aşkın kısa özeti gibi duruyor bu haller. layn dedim bi an kendime. sonra döndüm ve lütfen kabalaşma dedim. ben de kendime dönüp pardon haklısın dedim ardından. bu arada yanımda oturan teyze bana garip garip baktı. kendime dönüp niye bakıyo bu bana dediğimde... ee pardon başka bi hikâyeye geçmişiz arada beynim kısa devre yapınca böyle oluyor. neyse işte oturup üşenmeden bu kadar yazı yazmamın sebebi o an aklıma gelen bu saçma düşünceydi. şimdi yazınca saçma olduğunu fark ettim ama hangimiz saçmalamıyoruz ki şu hayatta? boşver yahu dedim. sonra da yine başlama dedim kendime. öyle deyince sustu. aslında burda halleri tek tek irdeleyip açıklayasım vardı ama hem yazı çok uzadığından hem arada kurduğum saçma bağlantının yeterince açık olduğunu düşündüğümden hem de yazının can alıcı noktasını okuyucuya bırakıp kenara çekilerek yorum yapmadan sadece tespit yapmasına rağmen artislik yapmış olan yazar(bi dakka lan ben yazar değilim ki!!) kategorisindeymiş gibi görünmek için yazımı burda sonlandırırken almanyadaki sevdiğime burdan selam eder gözlerinden öperim..

13 Şubat 2009 Cuma

hayat

sevmiyorum lan seni. sevmiyom işte. geber öl. defol git. ne bileyim. laf söyleyince bile saçma oluyo ne menem bişesin sen be. offf. yok of demicem o da ayrı dert oluyo sonra. hayat lan. beni bi sen anladın sen de yanlış anladın. ben de anlamadım muhtemelen kendimi. bazen çok korkuyorum lan acaba anlatacak bişeyim yok mu boş muyum ben hayat boşluğu içinde bir hacim miyim sadece diye. hayat boşluğu da güzel lafmış bu arada. buraya yazıyorum bak. yok bi daha niye yaziim yazmışım bi kere zaten. neyse işte beymenler ve beyler. bu da böyle bir ne idüğü belirsiz birikinti. bu ara yazmadım. çok birikti aslında ama yazmayınca boşa akıyo gidiyo onlar. aklıma eserse yazarım. zati benden başka okuyan mı var. uf neyse. salıncakla kalın.

05 Ocak 2009 Pazartesi

ana ben lan bu


Hangimiz farklı olduğunu iddia edebilir? Aman ben şöyle acayibim böyle farklıyım.. hadi len.. aynı şeyi diyen bi yığın insan var. herkes farklı olmaya çalışıyor zaten(ben de dahil). çalışmayanlarınsa hiçbişe olmaya çalıştıkları yok zaten. hayat da bizi kendi içinde eritip karıştırıyo işte. ya abi ama işten(okuldan) sonra eve gitmiyom ben.. nabıyon? gidip gökdelenin tepesinde bangi camping mi yapıyon? devamlı gördüğün arkadaşlarınla buluşup bisürü insanın gittiği mekanlarda bisürü insanın yaptığı şeyleri yapınca farklı mı oluyonuz? ha gerçi farklı olmaya çalıştığını düşünürken aslında daha elit gördüğü kesime dahil olmaya çalışıyor insanlar genelde. onların yaptıkları şeyleri yapıyor ki farklı olsun çevresinden. sonra çevresinde de aynı şeyleri yapan, giyen, düşünen insan görünce bir dumur hali. sonra dank ediyor kafaya..
aman her neyse. sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.

ha bi de israil akıllı olsun akıllı..

28 Kasım 2008 Cuma

öldürmeyen...

evet vakt-i zamanında bundan 3-5 gün önce aklıma bişe geldiydi yazacağıdım sıkışıklıkta yazamadım. sonra da içimde patladı tabi. şimdi onu icra etmeye çalışaceğim yüksek müsaadelerinizle.
şimdi şööle olayoru: bazı klişe laf kullanma hastalığı olan arkadaşlarımızın çokça baş vurduğu sözlerden birisidir "beni öldürmeyen şey beni güçlendirir".
ben müsaadenizle bu laf karşısında şöyle demek istiyorum: "yeak yeaaa"..

nedir o zaman insanları yerle bir eden şeyler. "dibe vurmak" deyimi nerden çıkmıştır sorarım size. psikolojileri bozulan dengeleri kaybolan insanları nasıl açıklarsın ey klişecan? bu mudur güçlü olmak?? seni öldürmeyen şey süründürür ancak. sen de hırsla kinle dolarsın içten içe ki başkalarını süründüresin. sonra da aciz nefsimizle güçlü olduk sanırız kendimizce, acıma duygumuz köreldiğinden..
yoksa nedir ki güçlü olmak dediğimiz.. karşımızdakinin acizliğinden faydalanmak değil midir ki? saygınlık elde etmek yani sonuç olarak ego tatmini değil mi hepsi??

şimdi bi kere psikolojin bozuldu mu bitti zaten işin. yok geri dönüşü. garantisini de vermiyolar ki. hem verse nolcak 2 sene garantiyle. kullanmayı öğrenmesi zaten temizinden 5 sene. üretim hatası desen o da senin sorunun diycekler. eskisini getiriym yenisini götürüym hiç olmaz. tamiri hiç mümkün değil illa ki kalır hasar. psikolojisi bozulup da sonra tamamen düzelen insan tanımıyorum ben.

burda bi söz vardı sildim. niye yazdım bilmiyom. muhtemelen iki gün sonra niye sildiğimi de bilmicem. bi hafta sonra hangi söz lan dicem. bi sene sonra... böyle her yer feza boşluk fln.. ya yaa..